Mai Mira

"…Kendi deniz yildizinin parildadigi yere dek…"

AstroFaculta

Linkler

01 04, 2010
Papatya

Nisan geldi mi güneşe hasret kalplerimizi havalandırmak için can atmaya başlarız. Bazen Güneş öylesine dostanedir ki, sanki kara kışı yaşayan ben değilmişim gibi gelir. İnsanın unutkanlığı ebedi olsa gerek! En azından benim ki öyle İçimden keşke diyorum, hadi baharı kutlasak. Bir papatya yazısı yazayım diyorum, başa taç edilecek cinsten. İçim dışım hazır kelebeklerle dolmuşken. Hazır, “yaşa, sev, unut” döngüsünün, “yaşa!” kısmına gelmişken yeniden. Papatya seven bir arkadaşıma yazacağım diye niyetlenmiştim bayağıdır. Ama kendisine papatyayı yakıştıramadığımı fark ettiğimden olsa gerek, dilim de varmıyor. Yine de papatya birilerine öyle çok yakışıyor ki. Papatyayı anlatmayacağım ama papatya gibi birini anlatacağım size. Adı papatya olsun, Teoman’ın şarkısında ki gibi hani 22 sene dost kalıp son 3 senedir görüşmediğim bu papatya kadın bana dünyanın en güzel Devami...

El Secreto de Sus Ojos

Dünya, bazen gerçek, bazen de gerçeğin bir rüyaya dönüşebildiği yer. Bazen bütün parıltılı anlamlardan yoksunken, bazen de, anlamın ta kendisi. Bir sevgililer günü, bir sevgililer “dünü”. Bize yaşamdan kalan şey ise sadece hatıralar. Bazen unutulmayan, bazen unutulması gereken… Kimisi için farklı birçok hayatın iç içe geçmesi, kimisi için de saf bir tutkunun üzerini örten, saydam hatıralar. Aşk, öfke, şefkat, kin, arzu, korku, nefret, intikam… Tüm bu hislerin hayatın, “bu hayatımızın” içinde olduğunu bana hatırlatan bir film izledim. “Bilmekle” hatırlamak bazen öyle farklı ki… Film bittiğinde, gözlerimi kapattım. Sessizce bir süre durdum. Göz kapaklarımın altından, unutulmaya yüz tutmuş birçok hatıranın geçip gitmesini izledim. Hepsinin ortak noktası, her hatıramın bana bakan bir çift gözü olmasıydı. Üzerinden zaman geçtikten sonra, hatıralar bizi aldatabilir. Sözcükleri bazen farklı Devami...

Ruh İklimi Aşk Olanlara Mis Kokulu Bir İksir…

Mevsim ne olursa olsun, eğer ruh ikliminiz aşk ise, ten de bunun en güzel giysisidir. Güzel bir ten hem kendinize duyduğunuz sevgi ve güveni destekler hem de ikili dokunuşlardan alınan hazzı karşılıklı olarak arttırır. İpek bir eşarp kadar yumuşak olmak ve baştan çıkarıcı kokmak istiyorum diyorsanız bu karışımı deneyin; 1 kahve fincanı Yosun Yağı ½ kahve fincanı Sandal Yağı ½ kahve fincanı Gül Yağı ½ kahve fincanı Lavanta Yağı ½ kahve fincanı Kişniş Yağı 1 adet Vanilya Çubuğu Bu malzemeleri karıştırarak koyu renkli bir şişenin içinde en az 3 gün ama mümkünse 1 hafta bekletin. Zira o güzelim vanilya çubuğunun etkisi giderek artar. Bu yağ karışımından 2 çorba kaşığı kadar bir kaba koyun. 1 çorba kaşığı deniz tuzu ile karıştırın. Yıkandıktan sonra nemli vücudunuza bununla yumuşak daireler çizerek uzun uzun masaj yapın. Nemle birleşen tuz yavaşça erirken, teniniz yağların içindeki Devami...

Muhabbet Sokağı Numara 90

Yalnış mı kalmış aklımda yoksa Muhabbet Sokağı Numara 90 Boşamı gidecek bu kadar çaba İçim ürperiyor, Ya evde yoksan… Ne güzel şarkıdır! Adamın biri, kadının birinin yoluna düşmüş gider. Yağmurda sokak kedileri gibi ıslanmış, üşümüş Ve en fenasından özlemiş… Kapıyı değil, Kendini açsın diye gider. Geleceğini bilip de sobayı yakmış olsun, Masanın üstünde de bir küçük rakı olsun, Muhabbet olsun… İnsan insanın muhabbetine gider! Muhabbet dediğin, bir gönül kamaşmasıdır… İster aşkı olsun, ister oynaşı, ister gönül dostu, ister yoldaşı, o kişinin adını anınca insanın içi bir hoş olur. ‘’İyi’’  gelen birşey vardır o insanda, Kucaklayan, ısıtan, doyuran birşey… Kalbinin karasını aklayan, İçindeki güzeli büyüten, çirkinin üstünü örtüp saklayan, Bir kendine has merhemi vardır senin yaralarına sürdüğü işte… Bir türkü ancak O’nunla dinlenince o Devami...

17 07, 2009
Ravah…

Göçebe rüzgarın tek evi yürektir. İçeri girene kadar pes etmeyecektir…Distant Lands Kilometrelerce yürüyüp, kumsalın ıssız bir yerinde sırtüstü uzanıp düşlere dalmamın ardından haftalar geçti. Sonra her rüzgarda kendimi dışarı atar, her yağmurda ıslanır oldum. Kimi zaman rüzgara sırtımı vererek kimi zaman da ona karşı koyarak, bir çok alt-üst oluş yaşadım. Her şey masalsı düşlerimin gölgesinde darmadağın olup, dünyanın dört bucağını dolaştı. Yaşamımın tüm “bağımlılıklarından” bağımsız olabilmek kadar özgürdü rüzgar. Çok ama çok güçlüydü. Gücünün zarafetinden ise öğrenmem gereken çok şey vardı… Kimi zaman etekleri savrulan bir tanrıçanın güneşe duyduğu aşk, kimi zaman Poseidon’un beyaz kumsalda endişeli bir şekilde aradığı “vicdanıydı” rüzgar. Bazen Seth’in kara bulutlarını taşıyor ve sonsuz karmaşalara neden oluyordu. Rüzgar paganlarda dişi bir enerji olarak Devami...

Meleklerin Gözyaşları – Nergis

“Yaşam bir nehirdir” denir, akıntıya karşı durmak ise sadece zaman kaybıdır. Oysa bazen düşünüyorum, belki de yaşam dediğimiz, nehrin berrak sularına yansıyan hikâyelerimizden ibarettir. Sayısız öykü binlerce yıl boyunca, bir kıtadan bir diğerine seyahat eder. Kimi yerde coşkun, kimi yerde ise durgundur sular. Nehir kenarında durup avuçlarımızla bir yudum su aldığımızda ise, hikâyeler bize can katacaktır. Su yaşamdır -ki içimize girip, kana dönüşür. Tende, tadını bırakır. Ama hikâyeler, onları “yazanlar” olmadan gerçekleşemezdi. Su hep vardı, bizi bize, bizi size, sizi bize yansıtmak ama belki de “beni bana anlatmak” için. Son günlerde ayağımı suya değdirerek, güneşin sıcacık dokunuşunu sabahlarıma eklediğimden beri, kalbimin etrafını bir altın hare gibi sarmalayan bir masalın içine düştüm. Yansımalar ve yanılsamalar labirentinden bir kanatlı gelip tenime serin, sıcak ve Devami...

29 05, 2009
Zümrüdü Sabah

Dün gece yazlığımıza geldim. Yazlık kavramı haklı olarak genelde deniz ve güneş olarak algılanır. Benim buraya gelmekte ki ilk mazeretim ise küçük cennet bahçemiz. Çiçekleri herkes sever, çiçek sevmeyen insan yeşili, ağaçları sever. Ama beğendiğimiz çiçeğin ya da bitkinin güzelliğini arzularken, hepsinin zamana, bakıma ve sevgiye ihtiyaçları olduğunu unutmamalıyız. Bizim küçük bahçemiz yıllardır verdiğimiz emeğin sonucunda, insan boyunu geçen gül ağaçlarıyla, mor salkımlarla, yavaş da olsa giriş kapısını sarmalamaya niyetli yaseminlerle dolu. Hamağıma yattığımda bütün bu kokulara hanımeli de eşlik etmeye başladı. Kiraz, erik, çam ağacımız bile var. Mor ve mavinin her tonunda kır çiçekleri, lavanta, çarkıfelek, küçük fidan siyah gülümüz, Japon güllerimiz… Gülün her rengi… Daha bu sene ektiğimiz pembe ve beyaz sakuralar…Ne ararsanız. Oysa buraya ilk geldiğimizde yani 10 sene Devami...

19 05, 2009
Odiseas Elitis

Bazen düşünürüm de, hiç şiir sevmeyen insanların bile hayallerinin bir kıyısında asla ölmeyen bir dize vardır. Tuhaf zamanlarda akla gelir de ifade edilemez. Benim bir şiirim var, her kelimesinin kokusunu ezbere bildiğim… Bugün bir konu olmasın, bugün sadece kelimeler kendini anlatsın ve siz rüzgarı hatırlayın… Fırtına tadı var dudaklarında, nerede dolaştın? Acımasız düşlerinde gün boyu, deniz ve kayanın, Çıplak koydu saldırgan bir rüzgâr tepeleri Soydu bıraktı iliklerine dek özlemini Ve gözbebeklerin aldı haberini korkulu düşlerin Köpüklerle çizerek anıyı! Nerede kısacık eylül’ün o tanıdık can yokuşu Üstünde küçümseyerek oynadığın kırmızı toprak Öteki kızların upuzun dizileri Arkadaşların kucak dolusu çiçekler bıraktığı köşeler… Nerede dolaştın Acımasız düşlerinde gece boyu, deniz ve kayanın, Saymanı söyledim, durgun suda yansılanan güzel günleri Devami...

Salkım Hanımın Tanesi: Üzüm

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma… Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben Ömer Hayyam Bizler her ne kadar modern dünyanın ihtişamlı şehirlerinde yaşıyor olsak da, geçmişin hikâyeleri ve seremonileri dünyanın her santim toprağına işlemiştir. Din ve tarihin akıl almaz efsaneleri iç içe geçerek ruhumuzu besler, yaşamımıza kendi niteliklerinden katmaya devam eder. Varlığı gören insanların gözünden bile betimlenmeden dünyanın 7 harikası arasına girmiş Babil’in Asma Bahçeleri, kumdan tepeler altında gömülü olarak geçirdiği binlerce yılın ardından sonunda “bir zamanlar var olduğuna” dair kanıtlarını gün yüzüne çıkarmaya başlamıştır. Size anlatacaklarım ise bu görkemli bahçelerin dallarına serpilmiş, yüzlercesinin bir arada yaşadığı “bir tanecik“ üzümün hikâyesidir.   Devami...

Acısı ve Tatlısıyla Hayat … Ya da Karamel

Bu yazıda birkaç şeye birden kalkışacağım… Adı Karamel olan bir filmden bahsedeceğim Filmde geçen adıyla karamelin, bizim bildiğimiz ismiyle ağdanın ritüelinden bahsedeceğim Bir de birçok sevdiğimiz tatlının içinde varolan, yenilebilir karamelin yapımından ve karamelli birkaç tariften… İlk önce film; Karamel 2007 yılı yapımı bir film. Lübnanlı bir kadın yönetmenin, Nadine Labaki’nin, Orta Doğu’nun muhteşem kadınlarına adadığı bir methiye. Film Beyrutta geçiyor. İslami bir yönetimin komando kıyafetli askerlerinin kol gezdiği, tozlu, sıcak, kalabalık, trafik keşmekeşiyle şenlenmiş, baharat, hasret, kızgınlık, aşk, coşku, yılgınlık, umut, boş-inançlar, samimiyet, kaybolmuşluk, saflık, oyunbazlık, yani cıvıl cıvıl insan kokan sokaklarında… Beş sıradan ama muhteşem kadının yaşamlarından bir kesit sunuyor Nadine Labaki. Bütün güzel filmlerde olduğu gibi, bu Devami...

Sayfa 2 of 512345