Mai Mira

"…Kendi deniz yildizinin parildadigi yere dek…"

AstroFaculta

Linkler

Ravah…


Göçebe rüzgarın tek evi yürektir. İçeri girene kadar pes etmeyecektir…Distant Lands


Kilometrelerce yürüyüp, kumsalın ıssız bir yerinde sırtüstü uzanıp düşlere dalmamın ardından haftalar geçti. Sonra her rüzgarda kendimi dışarı atar, her yağmurda ıslanır oldum. Kimi zaman rüzgara sırtımı vererek kimi zaman da ona karşı koyarak, bir çok alt-üst oluş yaşadım. Her şey masalsı düşlerimin gölgesinde darmadağın olup, dünyanın dört bucağını dolaştı. Yaşamımın tüm “bağımlılıklarından” bağımsız olabilmek kadar özgürdü rüzgar. Çok ama çok güçlüydü. Gücünün zarafetinden ise öğrenmem gereken çok şey vardı… Kimi zaman etekleri savrulan bir tanrıçanın güneşe duyduğu aşk, kimi zaman Poseidon’un beyaz kumsalda endişeli bir şekilde aradığı “vicdanıydı” rüzgar. Bazen Seth’in kara bulutlarını taşıyor ve sonsuz karmaşalara neden oluyordu.

Rüzgar paganlarda dişi bir enerji olarak betimlenirdi. Oysa Mısır’ın ölüm ve karmaşa Tanrı’sı Seth aynı zamanda fırtınanın, rüzgarın tanrısıydı. Yunan mitosunda ise Aeolus aynı görevi üstlenmiştir. Poseidon yine denizlerin ve fırtınaların tanrısı olarak bilinir. Rüzgar  ve fırtına en güçlü tanrılara ithaf edilmiştir.

Yunan mitosunda 4 yönden esen rüzgarların tanrılarına Aneomi denirdi.  Boreas Kuzey, Zephryos Batı, Notos Güney, Euros ise Doğu rüzgarının tanrısıydı. Bizi ordan oraya savuran bu büyük tanrıların amacı ne olabilirdi?

Rüzgar benim için her zaman değişimin habercisi olmuştur. Değişim ise bir nevi özgürleşme süreciyle ilgilidir aslında. Oradan oraya çılgınlar gibi savrulurken, güç alıp sıkıca tutunacağımız hiçbir desteğimiz yoktur, değişimin gücüne hiçbir insanoğlu ya da insan-ürünü karşı koyamaz. Her şeyin sarsılabilir olduğu bir yaşamın içinde, bir yerlere tutunma çabası ne kadar mantıklıdır?

Bazen denizcilerin ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hayatlarında bir kez olsa da, büyük bir fırtınanın içinden geçebilme şansına sahipler! Oysa kurulu her düzen fırtınadan sakınmak zorundadır. Kurulu düzenlerin içinde “anlamı” yitirenlerin tılsımıdır rüzgar ve ben onun gerçekten dişi bir tanrıça olduğuna inananlardanım.

Rüzgar bir çok kültürde atlarla betimlenmiştir, hızı, asaleti, gücü ve vahşiliğiyle her yandan dört nala koşan atlar gibidir gerçekten de. Dünyanın tüm kederini sırtlarında taşırken, hızlarını alıp koşmaya başlar ve tüm ganimetlerin dağılmasına neden olurlar sanki. Ve özgürleştikçe güzelleşirler, ışık olurlar. Dağılan tüm yükleri ise karşımıza yazgı olarak çıkar! Değişimden sonra, kiminin elindeki altın, bir kaya parçasına dönüşebilir ya da avuçlarıyla kuru toprağı eşeleyen, bir elmas bulabilir.

Rüzgar hayatın temel notalarındandır, o olmadan müzik olmazdı. O olmadan özgürlükten haberimiz olmayabilirdi. Değişim ise ancak onunla hareket edersek heyecan verebilir. Bazen iliklerimize kadar dondursa da, bazen aklımızı allak bullak etse de, rüzgar yazgıyı taşıyan kanatlıdır.

Ben Güneş’e aşık rüzgarlara dua etmeyi severim. Bana en güzel düşleri taşısınlar, bazen de düşlerimi yaşama taşısınlar diye. Rüzgarın, Rüzgar Çanlarımı çaldığı her yeni gün benim için sevinç taşır. Bir ihtişamlı tanrıçanın tüm sıkıntımı dağıtmaya geldiğini, kapımı çaldığını düşünürüm. Bazen de benimle oynamak isteyen özgür bir çocuk olur, ya da kimi zaman yelelerine sıkıca tutunup ışık hızını aştığım bir unicorn.

Vicdan kadar hafif ya da ağırdır rüzgarlar. Her fısıltı ya da nefeste var olabilirler. Sözcükler, hareket ve insan rüzgarın doğduğu yerdir. Bazen yangınları körükler, bazen ihtiyacı olanın yüreğine su serper. Bazen yaşamın tohumlarını bir diyardan diğerine taşırken, bazen ölümcül ve dondurucudur. Hangi rüzgara hizmet etmek ya da hangi rüzgara hükmetmek isterdiniz?

Arapçada “rih”, Sanskritçe’de “atman”, Grekçe’de “psikhe”, Latince’de “animus” kelimeleri ruhu ifade ettiği gibi hava ve rüzgar anlamına da gelmektedir. Fransızca ruh demek olan “esprit” Latince teneffüs anlamındaki “spritus”tan; İngilizce ve Almanca’da “soul” ve “seele” kelimeleri ise Gotik lehçesinde fırtına anlamına gelen “saivala”dan alınmıştır. İbranice’deki “nefeş” ve “ravah” kelimelerinin etimolojisinde hava ve rüzgar anlamı vardır

Herkes kendini sevmekten, sevebilmenin yöntemlerinden bahsediyor. Rüzgar kendine teslim olanlardan yalnızlığı göze alabilmenin cesaretini bekler. Kapıyı ardınızdan çekip, rüzgara kapıldığınızda, asla aynı kişi olmayacağınızı kabullenebilecek kadar cesur olmanızı ister. Evet kendini gerçekten sevebilmenin tek yolu, bunu başarabilmektir.

Her yeni gün tutunacak birilerini aramak yerine, kanatlarını takıp, rüzgarın ritmine teslim olmalı her ruh –ki gerçek tanrının ya da tapınağın yolunu bulabilsin.

…Gülümseyişine milyarlarca yıldız takıp, üzerindeki okyanusu soyunmalı, güneş için dansedebilmeli bazen…


Kristin Demirci


© 2009 – 2010, Mai Mira. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

3 Yorum yapildi “Ravah…”

  1. IXION Dedi ki:

    Bazen de rüzgara kendini teslim ettiğinde, kanatlarını da kırarak, tutunman için birilerine atar seni.Üzerine fırtına olup yağar önce, ateş olup yakar sonra. Aynaya baktığını sanarsın, tutunduğun bir daldır halbuki. Sonra yok olmak gelir arkasından. Bir fırtına çıkar, şimşeklerle toprağa düşersin.Bir tohum bulup, yeniden doğar, filizlenirsin.Ve rüzgar yeniden başını okşamaya başlar…

    Pluto 8.evinden geçmiş, Uranüs’ün son demlerindeki bir balık ben, kendimi buldum, bu yazında…..

  2. Crystal Dedi ki:

    Plüton 8 ve Uranüs’ün son demleri, o bana biraz kişisel tarihinizin sayfalarında, miladi bir kasırga gibi geldi – ki böylesine bir yıkımdan kurtulmayı başaran kişi, yazgının da, fırtınanın da sevdiği, gözettiğidir diye düşünüyorum… :)

  3. IXION Dedi ki:

    Evet gözetti ama daha ne kadar göz kulak olur bilmiyorum.Yay’daki ayım, sizin ensenizdeki ankaa gibi =)

    “Her yeni gün tutunacak birilerini aramak yerine, kanatlarını takıp, rüzgarın ritmine teslim olmalı her ruh –ki gerçek tanrının ya da tapınağın yolunu bulabilsin.” sözlerinizi okuyunca sarsıldım. Yazma yeteneğim yok sizin gibi
    Uslan artık deli gönül, bak gelip geçiyor ömür, uslan artık deli divane gönül

Yorum yap