Mai Mira

"…Kendi deniz yildizinin parildadigi yere dek…"

AstroFaculta

Linkler

Papatya


Nisan geldi mi güneşe hasret kalplerimizi havalandırmak için can atmaya başlarız. Bazen Güneş öylesine dostanedir ki, sanki kara kışı yaşayan ben değilmişim gibi gelir. İnsanın unutkanlığı ebedi olsa gerek! En azından benim ki öyle :)

İçimden keşke diyorum, hadi baharı kutlasak. Bir papatya yazısı yazayım diyorum, başa taç edilecek cinsten. İçim dışım hazır kelebeklerle dolmuşken. Hazır, “yaşa, sev, unut” döngüsünün, “yaşa!” kısmına gelmişken yeniden. Papatya seven bir arkadaşıma yazacağım diye niyetlenmiştim bayağıdır. Ama kendisine papatyayı yakıştıramadığımı fark ettiğimden olsa gerek, dilim de varmıyor.

Yine de papatya birilerine öyle çok yakışıyor ki. Papatyayı anlatmayacağım ama papatya gibi birini anlatacağım size. Adı papatya olsun, Teoman’ın şarkısında ki gibi hani :)

22 sene dost kalıp son 3 senedir görüşmediğim bu papatya kadın bana dünyanın en güzel hediyesini vermiştir yıllar evvel. Ne zaman düşünsem oturur hüngür hüngür ağlarım. Hayatta öyle hediyeler vardır ki, bunu size sunan kişi ne yaparsa yapsın onu hep affedeceğinizi bilirsiniz.

Kaç sene oldu hatırlamıyorum, belki 6-7 belki daha fazla. Doğum günümdü. Doğum günlerimi pek umursamam, özel bir durum gibi gelmez. Hani öyle gelir geçer. O zaman bu güzeller güzeli papatya çok üzgündü. Babasını kaybetmişti. Hem de akla gelebilecek en kötü senaryoyla. Biz hep yakındık, en iyi günde de en kötüsünde de…

Bırakın aşk meşk acısını, dünyadaki en sevdiğiniz insanı hele ki evinizin direğini kaybetmek asıl ters yüz olmaktır. Bunu kim hak edebilir ki? Bunu göğüslemek için sağlam bir kalp gerekir. Neyse ki papatyalar beyaz giyinen, giysilerinin altında yüzünü güneşe dönmüş altın bir kalp gizleyenlerdir.

Doğum günümün sabahında kapı çaldı. Elinde bir pastayla arkadaşım gelmişti. Bütün gece bana pasta yapmak için uğraşmış, çünkü her şey ters yüz olduğunda bazen, bir pasta bile alamayabilirsiniz. En son ne zaman siz çok ama çok üzgünken, içinizden başka birini mutlu etmek geldi? İşte papatyalar böyledir. Başınızın tacıdır.

Hayatımda çok ama çok kıymetli dostları olan biriyim, bu yüzden kendimi şanslı sayıyorum. Bu duyguyu bilmeyen insanların endişesini, kibirini, hırsını gördükçe içim burkuluyor. Korkularıyla katılaşmış, acılarını bahane eden davranışlarıyla bir pastanın ne kadar önemli olabileceğini göz ardı edebiliyorlar! Benim için bir pasta işte bu kadar önemli. Belki birileri için de öyledir. Asla tahmin edemezsiniz. En son kime bütün gece uğraşarak bir pasta yaptınız? En son kimin için, içinizde ağlıyorken, dışınızda kocaman gülümseyebildiniz, hem de yalansız?

Papatyaları yolmamalı. Seviyor, sevmiyor diye. En çok keyfini çıkarmalı, size sunduğu sadeliğini ve samimiyetini, paylaşmalı. Yüzlerce papatya yolan, yüzlerce kapıyı “beni seviyor mu” diye çalan hangimizi kim sevebilir?

Hazır içim dışım kral kelebeklerinin göçüş zamanıyken (kendileri Baharda Güney Amerika’dan Canada’ya doğru yola çıkarlar) Son bahara kadar seyahat etmeli derim. Güneşin de, yaşamın da keyfine varın. Çünkü “şu an” “bir anda” yok.

© 2010, Mai Mira. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

2 Yorum yapildi “Papatya”

  1. lacrima Dedi ki:

    hepimizdeki benlik algılayışı o kadar hassas ki aslında değer kavramlarımızı bunların üzerine inşaa ettiğimizi görmek içimi burkuyor her zaman. ama bunun kötü birşey olduğunu düşünmüyorum neticede “hasta” olduğumu ve bunun acınası veya kötü birşey olmadığını kabul etmeye başladığımı göğsümü gere gere söylemek istiyorum..

    sen bir tanem, sana yapılan iyiliği böylesi yüceltebildiğin için, kendi benliğini kötülüğün perdesinden sıyırabildiğin için özelsin bence.. “ne olursa olsun affedebilirim çünkü” ifadesini kullanabilmek, tek celsede herşeyin silinip atıldığı bir dünyada o kadar nadir ki… kıymet bilmek nedir? sorusunun kafamda yankılandığı anlarda aklıma bu gelir bundan böyle. kıymet bilmek “ne olursa olsun” u içinde barındırır artık. zor olanı başarmak ve herşeyin sonunda kendine bundan bir elbise dikmek için uğraşmamak. insanın doğal olan, kötülüğü öğrenmemiş yanının bu olduğunu düşünmek istiyorum ve seni seviyorum.

  2. Alef Berfin Dedi ki:

    Ben bu hikayeyi senden dinlemiş ve gözyaşlarını da görmüştüm… Sevgi ”deli” birşey. Kaynağı senin tercihin değil, sevilen kişi ile ile seni bağlayan kimya. O kimya değişmedikçe, o şarkı hep senin içinde çalar :) Ooo Papatya… Yüzünün haline baakk. Seninle kim kalacak ışıklar kapanınca… Işıklar kapanınca bizimle kalan insanlar olsun hep etrafımızda :)

Yorum yap