Mai Mira

"…Kendi deniz yildizinin parildadigi yere dek…"

AstroFaculta

Linkler

'Beyaz Perdeli pencere'

Bir film seyrettim; İmparatorlar Klubü (Emperor’s Club). Ölü Ozanlar Derneği’nin   yönetmeninden bir öğretmen destanı daha… İnsanların büyük laflarla değil, yaşayan iyi örneklerle eğitileceğine, ismin ve markanın hiçbirşey, insan kalitesinin herşey olduğuna dair samimi bir filmdi… Hikayede öğretmen zor ve sorunlu bir  öğrencisine çok umut bağlar. Hatta ona yardım etmek için prensiplerinden bile ödün verir. Ama sonuç büyük bir hayal kırıklığına dönüşür. Bundan dolayı kendini yenik ve kısmen de suçlu hisseder.  Bu arada yıllarca emek verdiği okul tarafından da hakkının yendiğini görür. Bu durum onu istifaya kadar götürür. Ancak yıllar boyu her birine çok değerli şeyler katabildiğini gördüğü öğrencileriyle yaşadığı bir olay ona şunu söyletir; ‘’Anladım ki insan tek bir hatası veya tek bir doğrusu ile ölçülemezmiş. Bazen bir hataya veya bir doğruya takılıp kalmak, daha Devami...

Dünya, bazen gerçek, bazen de gerçeğin bir rüyaya dönüşebildiği yer. Bazen bütün parıltılı anlamlardan yoksunken, bazen de, anlamın ta kendisi. Bir sevgililer günü, bir sevgililer “dünü”. Bize yaşamdan kalan şey ise sadece hatıralar. Bazen unutulmayan, bazen unutulması gereken… Kimisi için farklı birçok hayatın iç içe geçmesi, kimisi için de saf bir tutkunun üzerini örten, saydam hatıralar. Aşk, öfke, şefkat, kin, arzu, korku, nefret, intikam… Tüm bu hislerin hayatın, “bu hayatımızın” içinde olduğunu bana hatırlatan bir film izledim. “Bilmekle” hatırlamak bazen öyle farklı ki… Film bittiğinde, gözlerimi kapattım. Sessizce bir süre durdum. Göz kapaklarımın altından, unutulmaya yüz tutmuş birçok hatıranın geçip gitmesini izledim. Hepsinin ortak noktası, her hatıramın bana bakan bir çift gözü olmasıydı. Üzerinden zaman geçtikten sonra, hatıralar bizi aldatabilir. Sözcükleri bazen farklı Devami...

Bu yazıda birkaç şeye birden kalkışacağım… Adı Karamel olan bir filmden bahsedeceğim Filmde geçen adıyla karamelin, bizim bildiğimiz ismiyle ağdanın ritüelinden bahsedeceğim Bir de birçok sevdiğimiz tatlının içinde varolan, yenilebilir karamelin yapımından ve karamelli birkaç tariften… İlk önce film; Karamel 2007 yılı yapımı bir film. Lübnanlı bir kadın yönetmenin, Nadine Labaki’nin, Orta Doğu’nun muhteşem kadınlarına adadığı bir methiye. Film Beyrutta geçiyor. İslami bir yönetimin komando kıyafetli askerlerinin kol gezdiği, tozlu, sıcak, kalabalık, trafik keşmekeşiyle şenlenmiş, baharat, hasret, kızgınlık, aşk, coşku, yılgınlık, umut, boş-inançlar, samimiyet, kaybolmuşluk, saflık, oyunbazlık, yani cıvıl cıvıl insan kokan sokaklarında… Beş sıradan ama muhteşem kadının yaşamlarından bir kesit sunuyor Nadine Labaki. Bütün güzel filmlerde olduğu gibi, bu Devami...

26 11, 2008

Bu isimde bir film vardı. Bazılarınız hatırlarlar. Ne de olsa unutulacak gibi bir film değildir “salt on our skin”. Yıpratıcı bir aşk hikayesidir. Birbirinden uzakta yaşayan bir çiftin, bir takım imkansızlıklara rağmen yılda bir kez görüşerek bile olsa sürdürdükleri tutkuya şahit oluruz ve gerçekten hüzünlü bir hikayedir. Ten ve tuz. Bu şekilde düşündüğümüzde tenlerimizin neden birbirinden farklı koktuğuna şaşmamak gerek. Kokular da yine aynı sebeple tenin kimyasıyla birebir alakalıdır. Bazı kokular tene değdiğinde, tende “aşk” olur. Bizler içsel olarak hangi kokulara yöneldiğimizi biliriz. Bunu keşfetmek ise sizi bu serüvene dahil edecek tek şeydir. Kokuları keşfettikçe kendinizi keşfettiğinizi, özünüze, köklerinize yol aldığınızı fark edeceksiniz. Bunun yanı sıra en önemlisi, kendi çekim alanınızı içsel bir bütünlükle oluşturduğunuzda, bu çok etkileyici bir frekans yaratacaktır. Devami...