Mai Mira

"…Kendi deniz yildizinin parildadigi yere dek…"

AstroFaculta

Linkler

'Tatlar, İksirler'

İsmiyle müsemma olmayan bir çiçek varsa, o da katırtırnağıdır… Bu kadar latif ve naif bir varlığa böyle bir ismi layık görmek, olsa olsa kendini materyalizme adamış bir erkek botanikçinin işidir. Katırtırnağı, baharın ilk müjdecilerinden biridir. Bizler henüz kış soğuklarının gerginliğini üzerimizden atamamış, güneşin gülmeye başlayan yüzüne alışamamışken, bu parlak sarı çiçekler, neşeli suretleriyle, otoban kenarlarında pıtrak pıtrak boy verir ve baharın gelişini ilan ederler. Otoban kenarlarında boy verirler dedim de… Oraları değildir elbette asıl yerleri. Doğada kendiliğinden boy veren bütün çiçekler, uçsuz bucaksız çayırlara, yeşilden başlayıp yeşile akan bayırlara yakışırlar. Bizim doğayla buluşma yerimiz olan otoban kenarlarına kadar gelip, yüzlerini gösterdikleri için, onlara teşekkür etmemiz gerekir. Çocukluğumun hatırlanası ilk günlerinden beri, sevmişimdir ben Devami...

Tozlu sıcak yola tatlı bir fısıltı gibi düşmeye başlayan, sonra da bardaktan boşanırcasına dökülen ihtişamlı Eylül yağmuru… Saçlarından sular süzülürken ve sırılsıklam olmuşken elbiselerin, küçük bir kız çocuğu gibi seke seke yürümek, ya da kahkahalar atarak koşmak arzusu… Sağanağın ardından gelen huzur… Aniden can bulmuş gibi ötmeye başlayan kuşlar… Ne zamandır neme hasret kalmış topraktan yükselen muhteşem koku… Ve vücudunun rüzgarıyla harekete geçip burun deliklerine dolan gönülçelen bir rayiha; dünyanın en kadim, en güngörmüş meyve ağaçlarından biri olan incirin gizemli çağrısı… Çocukluğumun ve ilk-gençliğimin en unutulmaz anılarından bazılarını benimle paylaşmıştır incir ağaçları.  Ve doğasına beceriyle uyum sağladıkları İstanbul’un olmadık köşelerinde halen karşıma çıkıp, beni o esrik kokularıyla bir hoş ederler. Sen Devami...

23 08, 2010

Vera Zingsem’in Lilith adlı kitabını (Almanca’dan çeviri Devrim Doğan Yüzer) okurken orada Isolde Kurz’dan bir şiire rastladım. Bilgelikle dolu bu şiir de saklı ne kadar çok şey vardı. Genesis’e göre yaratılmış ilk kadın Lilith’tir. Bu etkileyici öyküden keyif almanızı dilerim. Burada olup bitene yorum katmayacağım. Çünkü yüreğiyle görebilen, bilecektir… Adem Ve Lilith Zirveler alev alır almaz Ve ilk kuşlar sabah ışıklarının haberini verir vermez Lilith kayalardan oluşan sarayından bedenini çıkarır Ve hımbıl eşini uyandırır “Uyan Adem! Güneş el sallıyor Sislerin hayaletleri gözden kayboluyor Çimenlerin üstünde saklanıyor Her yaprakta çiğler parlıyor Gün bizi selamlıyor Su damlaları ve bülbül sesleriyle Uyan Adem uyan! Tavşanlar su içiyor çaydan Beni bulmak istiyorsan yeryüzünde Veya gökyüzünde O zaman koşmaya hazırlan! Uyan Adem uyan!” Dostu onu duyar Ve Devami...

Levi için… Bonzai ağaçları genelde farklı bir tür bitki olarak bilinir. Sanki yüzüklerin efendisindeki orta dünyaya aitlermiş gibi, fantastik görünümleri vardır. Oysa Bonzai doğadaki her tür bitkiden elde edilebilir. Japonca Bon “kap – saksı” sai ise ağaç bitki anlamına gelmektedir. Bonsai kısaca “saksı ağacı (bitkisi)” demektir. Bir çam ya da söğüt ağacı bonzai haline getirilebilir. Ya da ardıç, akasya aklınıza ne gelirse! Bu nedenle, Bonzai kökleri çok eski çağlara dayanan bir sanattır diyebiliriz. Arkeolojik kayıtlara göre bonzai kültürü Çin’de ortaya çıkmış, Tibetli rahipler tarafından Japonya’ya getirilmiş, o zamandan beri de en çok japonlar tarafından benimsenmiştir. 2. Dünya savaşı sonunda Japonya’dan dönen askerler tarafından batıya yayılmıştır. İlk olarak Hun Hükümdarlığı zamanında (M.Ö. 206 – M.S 220) minyatür manzaralarla birlikte Devami...

Mevsim ne olursa olsun, eğer ruh ikliminiz aşk ise, ten de bunun en güzel giysisidir. Güzel bir ten hem kendinize duyduğunuz sevgi ve güveni destekler hem de ikili dokunuşlardan alınan hazzı karşılıklı olarak arttırır. İpek bir eşarp kadar yumuşak olmak ve baştan çıkarıcı kokmak istiyorum diyorsanız bu karışımı deneyin; 1 kahve fincanı Yosun Yağı ½ kahve fincanı Sandal Yağı ½ kahve fincanı Gül Yağı ½ kahve fincanı Lavanta Yağı ½ kahve fincanı Kişniş Yağı 1 adet Vanilya Çubuğu Bu malzemeleri karıştırarak koyu renkli bir şişenin içinde en az 3 gün ama mümkünse 1 hafta bekletin. Zira o güzelim vanilya çubuğunun etkisi giderek artar. Bu yağ karışımından 2 çorba kaşığı kadar bir kaba koyun. 1 çorba kaşığı deniz tuzu ile karıştırın. Yıkandıktan sonra nemli vücudunuza bununla yumuşak daireler çizerek uzun uzun masaj yapın. Nemle birleşen tuz yavaşça erirken, teniniz yağların içindeki Devami...

“Yaşam bir nehirdir” denir, akıntıya karşı durmak ise sadece zaman kaybıdır. Oysa bazen düşünüyorum, belki de yaşam dediğimiz, nehrin berrak sularına yansıyan hikâyelerimizden ibarettir. Sayısız öykü binlerce yıl boyunca, bir kıtadan bir diğerine seyahat eder. Kimi yerde coşkun, kimi yerde ise durgundur sular. Nehir kenarında durup avuçlarımızla bir yudum su aldığımızda ise, hikâyeler bize can katacaktır. Su yaşamdır -ki içimize girip, kana dönüşür. Tende, tadını bırakır. Ama hikâyeler, onları “yazanlar” olmadan gerçekleşemezdi. Su hep vardı, bizi bize, bizi size, sizi bize yansıtmak ama belki de “beni bana anlatmak” için. Son günlerde ayağımı suya değdirerek, güneşin sıcacık dokunuşunu sabahlarıma eklediğimden beri, kalbimin etrafını bir altın hare gibi sarmalayan bir masalın içine düştüm. Yansımalar ve yanılsamalar labirentinden bir kanatlı gelip tenime serin, sıcak ve Devami...

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma… Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben Ömer Hayyam Bizler her ne kadar modern dünyanın ihtişamlı şehirlerinde yaşıyor olsak da, geçmişin hikâyeleri ve seremonileri dünyanın her santim toprağına işlemiştir. Din ve tarihin akıl almaz efsaneleri iç içe geçerek ruhumuzu besler, yaşamımıza kendi niteliklerinden katmaya devam eder. Varlığı gören insanların gözünden bile betimlenmeden dünyanın 7 harikası arasına girmiş Babil’in Asma Bahçeleri, kumdan tepeler altında gömülü olarak geçirdiği binlerce yılın ardından sonunda “bir zamanlar var olduğuna” dair kanıtlarını gün yüzüne çıkarmaya başlamıştır. Size anlatacaklarım ise bu görkemli bahçelerin dallarına serpilmiş, yüzlercesinin bir arada yaşadığı “bir tanecik“ üzümün hikâyesidir.   Devami...

Bu yazıda birkaç şeye birden kalkışacağım… Adı Karamel olan bir filmden bahsedeceğim Filmde geçen adıyla karamelin, bizim bildiğimiz ismiyle ağdanın ritüelinden bahsedeceğim Bir de birçok sevdiğimiz tatlının içinde varolan, yenilebilir karamelin yapımından ve karamelli birkaç tariften… İlk önce film; Karamel 2007 yılı yapımı bir film. Lübnanlı bir kadın yönetmenin, Nadine Labaki’nin, Orta Doğu’nun muhteşem kadınlarına adadığı bir methiye. Film Beyrutta geçiyor. İslami bir yönetimin komando kıyafetli askerlerinin kol gezdiği, tozlu, sıcak, kalabalık, trafik keşmekeşiyle şenlenmiş, baharat, hasret, kızgınlık, aşk, coşku, yılgınlık, umut, boş-inançlar, samimiyet, kaybolmuşluk, saflık, oyunbazlık, yani cıvıl cıvıl insan kokan sokaklarında… Beş sıradan ama muhteşem kadının yaşamlarından bir kesit sunuyor Nadine Labaki. Bütün güzel filmlerde olduğu gibi, bu Devami...

Fesleğen ya da mor yapraklı akrabasının anıldığı isimle Reyhan… İşte odur benim en sevdiğim bitki. Büyükçekmece şimdiki gibi bir şehir eklentisi değil, henüz İstanbullular tarafından yeni keşfedilmeye başlayan bir kasabacıkken, bizim de orada bir yazlık evceğizimiz vardı. Evimizin yanında sebzelerimizi elimizle toplayarak aldığımız bir bostan, bu bostanın da, güneşten meşin gibi olmuş yüzünde daha da parıldayan çini mavisi gözlerini şimdi bile karşımda görür gibi olduğum bir sahibi vardı; Ali Dayı. Ali Dayı’yı boş geçin, o biraz aksicene ve pinticene bir adamcağızdı. Benim asıl favorim, karısı Ayşe Teyzeydi. Ayşe Teyze, hiçbir bakım ürünüyle parlatılmasa da, zaman tarafından da fazla soldurulamamış bir güzelliği olan, hükümet gibi bir hatundu. Bostandaki sebzeleri evlatları gibi sever, elleriyle incitmekten çekinerek toplardı. Bostanının kenarındaki evlerinin önünde ise, envai Devami...

Eğer Zeus’a çiçeklerin kralını seç deselerdi O gülü seçer ve tacını da eliyle giydirirdi Çünkü gül, evet gül, yeryüzünün zarafetidir Boy veren tüm çiçeklerin ışığıdır gül Çiçek bahçelerinin yanağındaki o güzel pembeliktir Yaydıkları ışıltıdan bihaber duran Solgun yüzlü âşıkların İçinden zuhur eden gök kuşağıdır gül Gül, ah gül! O sadece aşkla nefes alır Yeni arayışlara kucak açmaya yeltenen Aşk Tanrıçası’nın Kırmızı dudaklarına uzanan kadehtir gül Tatlı kıvrımlarıyla onurlandırır şu dünyayı Ve kaldırıp başını haz dolu kahkahalar atar Yapraklarının arasından geçerken batı rüzgârı (Sappho M.Ö 600-700) … İnsan tarih boyunca adım attığı her toprağa bu çiçeğe olan haykırışlarını taşımıştır. Bu kadar yazılıp çizilen, bir umut vardır dünyada bir de gül. Bu sırlar çiçeği sanki ardından koştukça kendini daha da gizlemiş bizden. Bir türlü altında Devami...