Mücevherlerin Kraliçesi – İnci

Ağu 3, 2011 Yazar:

 

 

Bir Kum Tanesi’nde Dünya’yı Görmek

Ve Bir Yaban Çiçeği’nde Cenneti

Sonsuzluğu Avuç İçine Sığdırmak

Ve Bir Saat’e Ebediyeti

 

William Blake

 

Sınırsızca uzanan kumsallara baktığımda, sanki zamanın naif bir şekilde eridiğini, başlangıcın ya da sonun olmadığını düşünürüm. Camın hammaddesi olan da kumdur ve yaşamın kıyısında uzanan kumsallar göğü birebir yansıtan aynalar gibilerdir. Zamanı bir kum saatine hapsedebileceğini düşünen kişi, kumlar eksildikçe herşeyi net olarak görmeye başlar, kumdan katedraller inşa eden de bir gün mutlaka denize düşer…

Bazen de bir kum tanesi, istiridyenin aralanmış kabuklarından içeriye sızarak kalbine dokunur ve yaradılışın en kıymetli hazinesi “inciyi” oluşturur. İstiridye hassas dokusuna temas eden yabancı maddeyi tıpkı yüreğinde ilk defa acı hisseden insanoğlu gibi yadırgar ve ondan kurtulmaya çalışır. Ve bunu başaramadığında kendini acıdan korumak için, kum tanesini zaman içinde sedeften katmanlarla sarmalamaya başlar. Değişime direnmiştir ama artık teslim olma zamanıdır. Böylece kesip biçmeye gerek kalmadan doğanın rahminde kendi kusursuz şeklini almaya başlar inci…

Okyanustaki onbinlerce istiridyeden sadece birinin yazgısında inciye gebe kalmak vardır. Yeryüzü de en başında evrende salınan bir kum tanesiydi ve yaratıcı yaşamla onu kutsadığında inciye dönüştü. Hem acı dolu hem de muhteşem bir yer olarak yansıtmaya başladık varoluşumuzu…

Acılarımız birbirine ne kadar benzese de, hepsi özünde bir inci tanesi kadar eşsizdir. Yüreğimizde hissettiğimiz kırılganlık, sevme kabiliyetimizle orantılıdır. Acı dünyanın mayasıdır derler.  Sonunda yaşanan en büyük kırgınlıkların bile yerini ebedi güzelliğe bırakacağı bilgisi en kutsal şifadır…

İnci fiziksel ve ruhsal doğumun embriyosu, Buddha’nın üçüncü gözüdür. Ay’ın ve Venüs’ün dişi doğasını yansıtan inci, karanlıkta gezen aydınlık giyinmiş bir peri kızına benzer. Eski insanlar incinin özünde su ve ateşin birleşimini barındırdığına inanmışlar, kimileri ise bir yıldırımın ya da çiy tanesinin istiridyenin içine hapsolduğunu düşünmüşlerdir. Ay’ın fazlarına göre form kazandıklarına, ejderhaların incilerin hamileri olduğuna rivayet edilir. Cennetten kovulduğunda Havva kızın döktüğü gözyaşları mıdır bilinmez, ama acıyla saflaşan, aldığı yaralarla şekillenen yaradılışın kuşkusuz simgesidir mücevherlerin kraliçesi…

© 2011, Mai Mira. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

Diger yazilar

Anahtar Kelimeler

Paylas

5 Yorumlar

  1. Mahmut

    Mükemmel, yazar Gül İrepoğlu hocamız da çok beğendi. Kutlarım

    CevaplaCevapla
  2. Alef Berfin

    İnci kadının dönüştürücü gücünün simgesidir belki de :) Yakmadan yıkmadan… kendinden olmayanı sarıp sarmalayıp kendine katarak ve ondan yepyeni bir güzellik yaratarak, dönüştürür kadın… Çok özel bir yazı olmuş… Eline sağlık Küçük İstiridye :)

    CevaplaCevapla
  3. Teşekkür ederim Mahmut’cum, Gül hanım da siz de eksik olmayın, sevgiler…

    CevaplaCevapla
  4. @Alef Berfin: Tamamen dişi bir sembol evet… :) Teşekkür ederim Alef…

    CevaplaCevapla
  5. zehra

    Kristin senin yazılarını okumak bana iyi geliyorrr o kadar güzel ifade ediyorsuun kiii yine eline ve yireğine sağlık demekten başka bir şey gelmiyor elimdennn Sevgilerle :)

    CevaplaCevapla

Yorumunu gonder

web development

© 2008-2012 Mai Mira Tum haklari saklidir. -- Copyright notice by Blog Copyright

This site is protected by WP-CopyRightPro