KAYALIKLAR – Odysseus Elytis

Eyl 23, 2010 Yazar:

 

Elitis’in kaleminden bir kez daha en sevdiğim şiiri yayınlamak istedim. Bu sefer kutsal mürekkebini onurlandıran bir çeviriyle, çok sevdiğim arkadaşım Sencer Ünsal’a yürekten teşekkür ediyorum. Bana vesile olduğu keyfi ve bu eşsiz tadı paylaşmanızı dilerim.



KAYALIKLAR

Fırtına tadı var dudaklarında, peki nerelerde dolandın?
Kaya ve deniz düşlerinde gün boyu.
Haşin bi rüzgar soydu tepeleri,
Soydu, mahrum bıraktı seni özleminden
Ve gözbebeklerinde belirdi kuruntular,
Köpükten bir iz anılar!
Nerede o kısa Eylül‘ün her zamanki bayırı,
Üstünde oynadığın kırmızı topraklarda
Bakarken tepeden sıra sıra dizili öteki kızlara,
Arkadaşlarının kucak dolusu biberiye bıraktığı köşeler.


Peki nerelerde dolandın?
Kaya ve deniz düşlerinde gece boyu
Saymanı söylemiştim sana
Duru suda yansıyan aydınlık günleri,
Sırtüstü uzanıp sevinç bulman için günlerin şafağında,
Yada gezinmen için tekrar sarı çayırlarda,
göğsünde şiir tanrıçan- ışıktan bir yonca.


Fırtına tadı var dudaklarında,
Ve üstünde kan kırmızı bir elbise, koyu,
Yazın altın sarılığının içerisinde,
Ve kokusu sümbüllerin – Peki nerelerde dolandın?
İnerek kıyılara, çakıllı koylara …


Soğuk tuzlu deniz yosunu vardı orada,
Asıl derinde ise insana has bir duygu kanayan
Ve sen söyleyerek ismini onun
Açtın kollarını hayranlık içerisinde,
Yükselerek hafifçe derinlerin duruluğuna,
Kendi deniz yıldızının parıldadığı yere.


Dinle bak. Söz aklıdır yaşlı kimsenin
Ve zaman hırslı bir yontucusu insanın
Ve güneş tepesinde gezinen bir umut canavarı
Ve sen, ona daha yakın, bir aşka kucak açarsın
Dudaklarında fırtına tadında bir buruk tebessüm.


Sana göre değil başka bir yaz düşünmek,
-Sen iliklerine kadar mavi-
Mümkün değil, nehirlerin yatak değiştirmesi,
Taşıması seni ana kucağına gerisin geri,
Öpemezsin bir daha başka kiraz ağaçları,
Yada binemezsin bir karayele.


Yaslanıpta kayalıklara, dünü ve yarını olmaksızın,
Kasırga saçlarla göğüs gererek belalarına kayaların
Sonunda diyeceksin kendi sırrına elveda.


* * * *



You have a taste of tempest on the lips -But where have you been?
All day long on the tough reverie of stone and sea
An eagle carrying wind uncased the hills
Uncased your desire to the bone
And the pupils of your eyes took the baton of Chimera
Quivering the memory with foam!
Where is the usual acclivity of short September
On the red soil you played gazing down
the deep broad bean fields of the other girls
The corners where your friends laid armfuls of rosemaries
-But where have you been?
All night long the tough reverie of stone and sea
I told you in the naked water to count up its radiant days
Laying supinely to take delight in the aurora of things
Or then again, to stroll on yellow plains
With a clover of light on your chest, an iambus heroine.

You have a taste of tempest on the lips
And a dress red as blood
Deep in the gold of the summer
And perfume of jacinth-But where have you been?

Going down the seasides the coasts full of pebbles
A cold and salty seaweed was there,
But deeper, a human emotion bleeding
And you opened your arms surprised, saying his name
Going up slightly to the clarity of the depths
Where your own starfish floated.

Listen, speech is old age’s wisdom
And time fiery sculptor of men
And the sun hanging over as a beast of hope
And you, closer to it ,tighten some love
Having a bitter taste of tempest on the lips.

It isn’t for you -azurre to the bone- to think of another summer
For rivers to change flume
And take you back to their mother,
To kiss again other cherry trees
Or go riding the mistral wind

Standing on the rocks with no yesterday and no tomorrow,
On the rocks dangers by the storm’s comb
You will take farewell of your riddle.


Odysseas Elytis
….. Panagiotis Xourafas …..



© 2010, Mai Mira. Tüm hakkı saklıdır. Yazıların isim ya da kaynak belirtmeden kullanımı yasaktır. Aksi halde davrananlar için yasal işlem uygulanacaktır.

4 Yorumlar

  1. İşte bu çeviriyle bu şiir tam yerini ve hakkını bulmuş… ;)

    CevaplaCevapla
  2. Sencer Ünsal

    Sevgili Kristin, sayende benim için de yeni bir anlam kazanan bu şiir denememe vesile olmandan ve köşende onurlandırmandan mutluluk duydum, güzel duygu ve görüşlerin için ben teşekkür ederim… Kato isimli şaire ait Türkçe çevirisinden yola çıktığımı belirtmeliyim. Yararlandığım İngilizce çevirileri ise Edmund Keeley- Philip Sherrard’ın ve Panagiotis Xourafas’ın.

    CevaplaCevapla
  3. Sencer Ünsal

    Saygıdeğer Alef, “değerli görüşünüz” için teşekkürler…

    CevaplaCevapla

Yorumunu gonder

web development

© 2008-2012 Mai Mira Tum haklari saklidir. -- Copyright notice by Blog Copyright

This site is protected by WP-CopyRightPro